Nazım Hikmet sözleri

Nazım… Türk şiirini dünyaya tanıtan şair… Bir romantik devrimci… Şair yönünün yanı sıra oyun yazarlığı, romancılık ve anı yazarlığı yönleri de var. Bu sayfamızda Nazım Hikmet’in anlamlı sözlerini ve kitap alıntılarını derledik. En altta da en ünlü Nazım Hikmet şiirlerini paylaştık. Sonrasında da bazı İngilizce sözlerini ve bunların Türkçe karşılıklarını ekledik. Eserlerinde ve günlük hayatında söylediği güzel özlü sözleri ve cümleleri ile Nazım Hikmet Ran karşınızda..

Nazım Hikmet sözleri

  • “Umut binbir ayaklı. Umut güneşte saklı. Umut edenler haklı, umut insanın hakkı. Umut olduğu sürece yaşam vardır.”

 

  • “Sen yanmazsan, ben yanmazsam ,biz yanmazsak.. Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?”

 

  • “Çocuklar dünyayı alacak elimizden, ölümsüz ağaçlar dikecekler.”

 

  • “Yaşamak… Teslim olmadan, boyun eğmeden, el etek öpmeden yaşamaktır.”

 

  • “Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum.”

 

  • “Ne diyeyim, dilerim ihtiyacı olan birine gidiyordur, bizden çaldıkları.”

 

  • “Namuslu insanların öfkesi, yeryüzünün en güzel, en haklı, en müthiş, kuvvetlerinden biridir.”

 

  • “Gülümsemek adaleti bozuk düzene bir küfürdür.”

 

  • “Biz kuşlara emanet ettik yüreğimizi… Kendi vicdanında özgür. Kendi gökyüzünde göçebe. Kendi vatanında hasret…”

  • “Akın var güneşe akın! Güneşi zaptedeceğiz. Güneşin zaptı yakın!”

 

  • “Yani, nasıl ve nerde olursak olalım hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak…”

 

  • “Bizim kalbimiz hep kırıktır çocuk. Ama biz yine de eksik etmeyiz, sol cebimizden umudu!”

 

  • “Dün rüya, yarın hayaldir. Dünü mutlu yarını umutlu yapan bugündür. Onun için bugüne iyi bak. Gülümse…”

 

  • “Okursan öğrenirsin, öğrenirsen uyanırsın, uyanırsan bilinçlenirsin, bilinçlenirsen birey olursun. Birey olursan karar verebilirsin. Karar verebilirsen doğruyu görürsün, doğruyu görürsen yanlışı bilirsin, yanlışı bilirsen kimse seni kandıramaz.”

 

  • “O ateş ki kalbimin içindedir, tutuşmuştur, günden güne artıyor. Dövülmüş demir olsa dayanmaz buna, eriyecek yüreğim!”

 

  • “Küstürmeyin insanları hayata. Sonra her şeyden vazgeçiyorlar… Bir dağ başında kalmayı, bir adada mahsur kalmayı, nerede bir yalnızlık varsa onu istiyorlar… Küstürmeyin işte bazı insanları.”

 

  • “Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek.”

 

  • “İşin en aşağılık tarafı şu ki yavrum. Galiba yalnızlığa alışıyorum.”

 

  • “İnsan ya hayrandır sana, ya düşman. Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun ya bir dakka bile çıkmazsın akıldan.”

 

  • “Okuman lazım evlat; evirip çevirmeyi, göze girmeyi falan filan bırakıp, okuman.”

 

  • “Dönüp duran bir çark. Akıp giden bir zaman. Yine, yeniden bir sabah “Günaydın yaşamak.”

 

  • “Bir öyle şasılası dünya ki burası, balıklar kahve içerken çocuklar süt bulamıyor. İnsanları sözle besliyorlar, domuzları patatesle.”

Nazım Hikmet Ran ünlü sözleri

  • “Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Unutma, aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak.”

 

  • “Daha son sözü söylemedi hayat. Belki yarınlar, mutlu sonlar var?”

 

  • “Geri döneceğimi bilsin diye ışığını açık bırakırım odamın. Bir ev bile terkedilmenin karanlığını hak etmiyor.”

 

  • “Delikanlım! İyi bak yıldızlara, onları belki bir daha göremezsin.”

 

  • “Ne zaman korkmayacak kimse kimseden? Ne zaman emretmeyecek kimse kimseye? Ne zaman umudunu çalmayacak kimse kimsenin? Ne zaman?”

 

  • “Yaşamak ne güzel şey. Anasını sattığımın yaşamak ne güzel şey!”

 

  • “Asıl en kötüsü: bilerek, bilmeyerek hapishaneyi insanın kendi içine taşıması.”

Nazım Hikmet sözü

  • “Yaşamak şakaya gelmez. Yaşamayı ciddiye alacaksın. Bir sincap gibi mesela. Yani bütün işin gücün yaşamak olacak.”

 

  • “Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye, iste ben onlardan değilim. Ben sensiz de yaşarım ama senle bir başka yaşarım.”

 

  • “Pişmаn değilim yаşаdıklаrımdаn, öfkem belki de yаşаyаmаdıklаrımdаn.”

 

  • “Ve dövüşebilirim. Doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum her şey ve herkes için. Yaşım başım buna engel değil!”

 

  • “Beklenen günler, güzel günleriniz ellerinizdedir. Haklı günler, büyük günler. Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan ekmek, gül ve hürriyet günleri.”

 

  • “Hiç vazgeçmedim umutlarımdan içimde kıyamet kopsa da ben baharıyım yarınlarımın çiçek açarım her kışın ardından.”

 

  • “Dünyayı verelim çocuklara. Hiç değilse bir günlüğüne, allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar. Oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında…”

 

  • “İnsandan çok eşyaya benziyorlardı; duvar saatleri gibi ahmak, kibirli ve kelepçe, zincir filan gibi hazin ve rezildiler.”

 

  • “Yeminimiz var hayat. Ne kadar inatlaşırsan inatlaş. Yine de seni en güzel yerinden yakalayacağız.”

 

  • “Dağlarda gölgeniz göklere vursun. Göz göze, yan yana durun çocuklar.”

 

  • “Dostlar ki bir kere bile selamlaşmadık. Aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.”

 

  • “Seninle konuşabilecek kadar heybetli değildi belki kelimelerim. Ama senin ruhunu yerinden sallayacak kadar derindi hissettiklerim.”

 

  • “Kim bilir; masalınızın kahramanı, başka bir hikâyenin figüranı olmaya gitmiştir belki de. Değer mi gitmesine, gitmezdi değmese.”

 

  • “Uyuyamıyorum! Görünmez kuşlar ötüyor üstünde kızıl ağaçların. Alevli bir duman gibi tütüyor gözümde saçların!”

Nazım Hikmet’in güzel sözleri

  • “Yürümek; yolunda pusuya yattıklarını, arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek… Yürümek; yürekten gülerekten yürümek.”

 

  • “Sen artık bu kitapta; noktaları, virgülleri, satırları taşımıyorsun… Sen artık bu kitapta; koşmuyor, bağırmıyor, alnını kaşımıyorsun… Sen artık bu kitapta; yaşamıyorsun!”

 

  • “Dostlarım, çay olsun. Demli olmasa da olur. Siz olun. Çay olmasa da olur…”

 

  • “Yüreğimde senin resmin. Kulağımda senin sesin. Ve içimde sana kavuşmak ümidi. Bu sabah beni sarhoşa döndürdü.”

 

  • “Donmuş ıhlamur dallarında üşüttüm özlemimi. Isıtacak nice sen varken İçimde. Sensizlik; baştan aşağı densizlik.”

 

  • “Mutlu olmak için büyük nedenlere gerek yok, Cebimde 75 kuruşum var ve hava bahar.”

 

  • “Küçük bir mutluluk istiyorum. O kadar küçük olsun ki, istemesin kimse benden onu.”

  • “Gel benimle. Mutluluğun suç olmadığı yerlere gidelim.”

 

  • “Geride kalan, ardından bakar gidenlerin. Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.. Dağlara çarptım her esişimde! Yollara küfrettim her gidişinde!”

 

  • “Samimiyet istiyorum artık, boğulduk dili süslü ama yürekleri boş insanlardan.”

 

  • “Kıyamam o mahsun bakan güzel gözlerine. Sana gökyüzü ısmarladım. Gülüşlerin de güneş batsın diye.”

 

  • “Ey soluma düşen ince sızım. Öyle tepkisiz kalma… Yaktığın “yürektir” çıra değil”

 

  • “Küsmek nedir bilir misin? Küsmek dürüstlüktür. Çocukçadır ve ondan dolayı saftır, yalansızdır. Küsmek “seni seviyorum” dur, vazgeçememektir. Beni anlatır küsmek. “Kızdım ama hala buradayım”dır, “gitmiyordum”dur, “gidemiyorum”dur.”

 

  • “Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu. Bıraksalar ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkla akan bir yıldız gibi kayarak, Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı.”

 

  • “Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak, bu kadar mavi, bu kadar geniş olduğuna şaşarak, kımıldamadan durdum. Sonra saygıyla toprağa oturdum. Dayadım sırtımı duvara.”

 

  • “Bir tek ülke istiyorum adı “Dünya”. Bir tek ırk istiyorum adı “İnsan”. Bir tek kaynak istiyorum adı “Sevgi”.

 

  • “Ve biz.. Bir kış daha geçireceğiz. Büyük öfkemizin içinde, ve mukaddes ümidimizin Ateşinde ısınarak!”

Nazım Hikmet’in aşk sözleri

  • “Sevmek için ‘yürek’ , Sürdürmek için ’emek’ gerek. Sevgi ne boğazda, ne mum ışığında yemek yemek, Ne de pahalı bir pırlanta demek. Sevgi; bir lokmada iki mutlu insan demek…”

 

  • “Lanet olsun ne muazzam şey seni sevmek!”

 

  • “Ve sana söylemek istediğim en güzel söz, henüz söylememiş olduğum sözdür.”

 

  • “Ve benim birdenbire yüzünü değil, gözünü değil, senin sesini göresim geldi.”

 

  • “Basit yaşayacaksın, basit.. Mesela susayınca su içecek kadar basit.. Dört çıkacak, ikiyle ikiyi çarptığında.. Tek düğmesi olacak elindeki cihazın, Tek bir düğme, tek bir cümle gibi.. Sevince lafı dolandırmadan söylediğin , “Seni Seviyorum” gibi..”

 

  • “Seni sevmek benim içimde, toprağı, suyu, güneşi, hayatı ve fikri sevmekle birbirine karıştı.”

 

  • “Seni düşünmek güzel şey. Seni düşünmek ümitli şey. Dünyanın en güzel sesinden, en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey.”

Nazım Hikmet sözü

  • “Kelebek misalidir aşk. Anlamayana ömrü günlük, anlayana bir ömürlük.”

 

  • “Ne alemdesin yaşama sevincim benim?”

 

  • “Sende yüreğim var. Canım var. Aklım fikrim var. Sende her şeyim var.”

 

  • “Sevmek, sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir unutma! Çünkü aşk; onunla yaşamak değil onu yaşamaktır aslında.”

 

  • “Gelmeyeceğini bile bile beklemek saflık değil, aşktır.”

 

  • “Sana ne demeliyim bilmiyorum! Güneşim desem, güneş batıyor. Hayatım desem, hayat kısa. Gülüm desem, o da soluyor. Sana ‘ canım ‘ demeliyim. Çünkü bu ‘can’ seninle yanıyor.”

 

  • “İlk bakışta değil, son bakıştadır aşk. Yani ayrılırken sana nasıl bakıyorsa, o kadar sevmiştir seni.”

 

  • “Bu gece, her zaman olduğu gibi, seninle aklım değil, yüreğim konuşuyor.”

 

  • “Şu kâinat denen nesnenin içinde en çok sevdiğim yürek, üstüne en çok titrediğim insan kalbi senin göğsündekidir.”

 

  • “Sende, ben, imkânsızlığı seviyorum, fakat asla ümitsizliği değil.”

 

  • “Sadece gülümsemeni al gel yanıma. Bende bütün acılardan ziyadesi ile var. Merak etme dün senindim, bugün de seninim, öbür gün borcum olsun. Söz yaşarsam yine seninim.”

Nazım Hikmet’in sevda sözleri

  • “Zaten sesin de, sevdanın da yanığı güzel.”

 

  • “Güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde. İyi ki geçtin dünyadan. Sahi, ya doğmasaydın?”

 

  • “Denizde hafif bir rüzgâr. Seni bana getiren ne yakamoz, ne rüzgâr. Senin gözlerindeki o iştar. Ve sürmeli gözlerindeki aşikâr. Bir aşkın güzelliğidir aklıma çalan…”

 

  • “Korkma bana âşık olmaktan ya da çekip gitmekten. Çünkü kalbimdeki hiçbir cesedi sahipsiz bırakmadım ben.”

 

  • “Kim bilir belki bu kadar sevmezdik birbirimizi, uzaktan seyredemeseydik ruhunu birbirimizin.”

 

  • “Denize karşı bir bankta omzuna başımı yaslayıp, sesinden şiir dinlemek gibi çocukça isteklerim oldu. Bağışla…”

 

  • “Bir dakika göğsünün üstünde olsa yerim.. Ömrümü bir yudumda ellerinden içerim…”

 

  • “Bir lâdes tutuşsak seninle meselâ, “Nesine?” desen, “sesine” derim. Yüzün hep aklımda. Ben sesini özlerim…”

 

  • “Çok yakınlarda sabahlardan bir sabah seni gerçekten insanca kucaklasam sımsıkı ve yüreğimi avuçlarına koysam ne dersin?”

 

  • “Şehrime gel sevgilim. Yarın çık gel. Bırak her şeyi, bir bekleyenim var de, gel. Gel ki, bu şehir adımlarınla anlamlansın. Gel ki, bu şehir nefretim olmaktan çıksın. Gel ki, nefes alayım. Gel…”

Nazım Hikmet sözü

  • “Tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da. Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil…”

 

  • “Seni seviyorum, ama nasıl, kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beş yüz, yüzde hudutsuz kere yüz.”

 

  • “İnanmıyorum bir kış günü dünyaya geldiğine.  Sen mutlaka baharda doğmuş olmalısın,  toprak uyanırken.”

 

  • “Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal. O benim kollarım, bacaklarım, başımdır. Yavrum, annem, karım, kız kardeşim, “Hayat arkadaşımdır”.”

 

  • “Güneşin bize sözü var! Bir gün mutlaka bizim için doğacak.”

 

  • “Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. Aklıma gelişini seveyim. Ne güzel de darma duman ediyorsun beni.”

 

  • “Yaşamak ümitli bir iştir, sevgilim. Yaşamak: Seni sevmek gibi ciddi bir iştir…”

 

  • “Gelsene dedi bana. Kalsana dedi bana. Gülsene dedi bana. Ölsene dedi bana. Geldim. Kaldım. Güldüm. Öldüm.”

 

  • “Efkârlıyım, efkârlıyım, elini ver, nerde elin?”

Nazım Hikmet’in memleket sözleri

  • “Sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi. Sen memleketim kadar güzelsin ve güzel kal.”

 

  • “Dörtnala gelip Uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim.”

 

  • “Ve elbette sevgilim, elbet. Dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya… Dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle. İşçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet…”

 

  • “Sana düşman, bana düşman. Düşünen insana düşman. Vatan ki bu insanların evidir. Sevgilim, onlar vatana düşman.”

 

  • “Nasıl öfkelenmem düşündükçe memleketimi. Çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin…”

 

  • “Sen esirliğim ve hürriyetimsin. Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin. Sen memleketimsin!”

Nazım Hikmet’in hasret sözleri

  • “Güzel günler her şeye rağmen kapımızı çalmaktadır sevgilim. Bu hasret kıyamete kadar sürmeyecek.”

 

  • “Belki ben sana sevmeyi öğretemem, ama sen de bana, unutmayı öğretmezsin. Belki ben sana kavuşmayı öğretemem, ama sen de bana, ayrılığı öğretemezsin…”

 

  • “Çocuk gibi ağladım.. O kadar hiç o kadar boş manasız. Öyle haksız yere senden uzağım ki.”

 

  • “Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli. Belini sarmayalı. Gözünün içinde durmayalı. Aklının aydınlığına sorular sormayalı. Dokunmayalı sıcaklığına karnının.”

 

  • “Özleyeceksin! Kızıyordu, kıskanıyordu, küsüyordu, çok soru soruyordu; ama beni seviyordu diyeceksin!”

 

  • “Bir gün bensizlik çalar kapını. Benli dünleri düşünür durursun, avunursun. Sanma ki yalanlar içinde, Ben gibi bir doğru bulursun.”

 

  • “Denizin sonunda mavi bir duman gibi gözümde tütüyorsun.”

 

  • “Gün doğmadan neler doğar dediler. Gün doğdu, güneş doğdu neler doğmadı. Kandırmışlar beni.”

 

  • “Özlemin azı çoğu olmaz, ağırdır işte.”

 

  • “Bir mektup beklerim müjdeli belki de öldüğüm gün gelir mutlaka gelir ama.”

 

  • “Kapım ardına kadar açık bekledi seni. Niye böyle geç kaldın?”

 

  • “Karıcığım, Artık içimi satırlarla dökemez oldum. Senin sesini duyarak, gözlerini görerek konuşmaya ihtiyacım var. Yani hasret cana yetti anlayacağın! Bunaldım. Çıktığım zaman bir hafta, hiçbir yere kımıldamaksızın senin dizlerinin dibine oturacağım ve gözlerinin içine bakacağım.”

 

  • “Ben taaa senin yanında dahi hasretim sana. Öldüğüm gün hiçbir şeye değil sana hasret gideceğim.”

Nazım Hikmet’in arkadaşlık sözleri

  • “O gider, bu gider, şu gider. Dostluk, sen yanı başımızda kalırsın.”

 

  • “Arkadaşlık ağaca benzer, kurudu mu bir daha yeşermez.”

 

  • “Hoş geldin! Biz bıraktığın gibiyiz. Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta.”

 

  • “Konuşmadım arkasından dostlarımın, içtim ama akşamcı olmadım, hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana, yazılarım otuz kırk dilde basılır. Türkiye’mde Türkçemle yasak.”

Nazım Hikmet’in anne sözleri

  • “Analardır adam eden adamı. Aydınlıklardır önümüzde gider. Sizi de bir ana doğurmadı mı? Analara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin.”

 

  • “Yok elimde bir demet menekşe. Yok elimde sevdiğin gül şekeri. Yok işte sana bir şey. Bilmem ki ne demeli. Bir tek ağır, yaralı özlemim. Ve bir tek gözlerine sürdüğün gözlerim. Anne benim, aç kapıyı. Oğulcuğun, küçük tavşanın, körolmayasıcığın.”

 

  • “Ve kadınlar, korkunç ve mübarek elleri, ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen ve soframızdaki yeri ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki kadınlar, bizim kadınlarımız…”

 

  • “Senin minik başını, avuçlarına alıp, gece uykusuz kalıp, kucağında kim salladı. Ağladın, seninle kim ağladı. Annen!”

 

  • “Seni düşünürüm. Anamın kokusu gelir burnuma dünya güzeli anamın.”

 

  • “İki şey var ancak ölümle unutulur, anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü.”

Nazım Hikmet’in doğa sözleri

  • “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.”

 

  • “Çok yorgunum, beni bekleme kaptan. Seyir defterini başkası yazsın. Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman. Beni o limana çıkaramazsın…”

 

  • “Madem gönlünde bahar var, benden sana izin delikanlı, sev sevebildiğin kadar.”

 

  • “Sana gökyüzü ısmarladım, gülüşlerinde güneş batsın diye…”

 

  • “Ve en vadedici bir yaz gecesi bile böyle sesler böyle inanılmaz renklerle sabaha ermemiş olacaktır. Topraktan, ateşten ve denizden doğanların en mükemmeli doğacak bizden.”

 

  • “Sabahın sahibi vardır. Gün daima bulutta kalmaz. Herhal ilerdedir yaşanacak günlerin en güzelleri.”

 

  • “Deniz olunmalı oğlum. Bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.”

 

  • “Su serin, çınar ulu, ben şiir yazıyorum. Kedi uyukluyor, güneş sıcak. Çok şükür yaşıyoruz. Suyun şavkı vuruyor. Bize, çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze…”

 

  • “Papatyalar diyorum bayım. Neden bu kadar güzeller ki? Ve siz neden zihnime misafir olmaya geliyorsunuz aklınıza estikçe?”

 

  • “Sen bakma havanın durgunluğuna. Derya dediğin uyur uyur uyanır.”

 

  • “Yani sen elmayı seviyorsun diye, elmanın da seni sevmesi şart mı?”

Nazım Hikmet’in kısa sözleri

  • “Değmiyor bazen uğruna yorulduklarımız.”

 

  • “Ay ışığı pencerenin demirlerinde kavuşacağız günün birinde.”

 

  • “Güzel günler göreceğiz güneşli günler…”

 

  • “Sende ben, imkânsızlığı seviyorum…”

 

  • “En fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı.”

 

  • “Özlemin azı çoğu olmaz, ağırdır işte!”

 

  • “Akla zarar, deliye kár özledim.”

 

  • “Islıkla bir şeyler çalın. Geberiyorum kederden.”

 

  • “Eskimek ne güzel, eksilmedikçe…”

 

  • “Yarı aç, yarı tok, yarı esir…”

 

  • “Hudutsuz derecede sana sevdalıyım.”

 

  • “İnsan yarasına denk geleni sever.”

 

  • “Biz başka sevdik, o yüzden başka sevemedik.”

 

  • “Ne güzel şey hatırlamak seni, yazmak sana dair.”

 

  • “Cebimde yoktu, yüreğimden verdim.”

 

  • “Neşemi kaybetmedim. Sadece kahkaha atmayı unutuyorum.”

 

  • “Sesini duydum mu dünyayı unutuyorum.”

 

  • “Bu şehir güzelse senin yüzünden.”

 

  • “Günaydın sol yanım. Uykulu gözlerinden öperim.”

 

  • “İnsan, insana söyleyemediklerinden ibarettir.”

 

  • “Yolculuklar başlamaz, yürek çağırmazsa.”

 

  • “Neden sancılar eksik olmaz, iyi insanların yüreğinden?”

 

  • “Geceye ay düşer, aklıma gözlerin.”

 

  • “Tadını çıkara çıkara, yudum yudum kederleniyorum.”

 

Nazım Hikmet “Seni düşünmek” şiiri

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,

Dünyanın en güzel sesinden

En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey…

Fakat artık ümit yetmiyor bana,

Ben artık şarkı dinlemek değil,

Şarkı söylemek istiyorum.

Nazım Hikmet “Yaşamaya dair” şiiri

1

Yaşamak şakaya gelmez,

büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın

bir sincap gibi mesela,

yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,

yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

 

Yaşamayı ciddiye alacaksın,

yani o derecede, öylesine ki,

mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,

yahut kocaman gözlüklerin,

beyaz gömleğinle bir laboratuarda

insanlar için ölebileceksin,

hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,

hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,

hem de en güzel en gerçek şeyin

yaşamak olduğunu bildiğin halde.

 

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

yaşamak yanı ağır bastığından.

1947

 

2

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,

yani, beyaz masadan,

bir daha kalkmamak ihtimali de var.

Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini

biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,

hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,

yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz

en son ajans haberlerini.

 

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,

diyelim ki, cephedeyiz.

Daha orda ilk hücumda, daha o gün

yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.

Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,

fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz

belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

 

Diyelim ki hapisteyiz,

yaşımız da elliye yakın,

daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.

Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,

insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla

yani, duvarın ardındaki dışarıyla.

 

Yani, nasıl ve nerede olursak olalım

hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak…

1948

 

3

Bu dünya soğuyacak,

yıldızların arasında bir yıldız,

hem de en ufacıklarından,

mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,

yani bu koskocaman dünyamız.

 

Bu dünya soğuyacak günün birinde,

hatta bir buz yığını

yahut ölü bir bulut gibi de değil,

boş bir ceviz gibi yuvarlanacak

zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

 

Şimdiden çekilecek acısı bunun,

duyulacak mahzunluğu şimdiden.

Böylesine sevilecek bu dünya

‘Yaşadım’ diyebilmen için…

 

1948

Nazım Hikmet “ Vatan haini” şiiri

Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.

Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran

puntolarla,

bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamsonun

66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali

Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.

Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet

Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

 

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt

hainiyim, ben vatan hainiyim.

Vatan çiftliklerinizse,

kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,

vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,

vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,

fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,

vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,

vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,

ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,

vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,

vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,

ben vatan hainiyim.

Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:

Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

Nazım Hikmet “Piraye için” şiiri

Ne güzel şey hatırlamak seni;

ölüm ve zafer haberleri içinden,

hapiste

ve yaşım kırkı geçmiş iken…

 

Ne güzel şey hatırlamak seni:

bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin

ve saçlarında

vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…

İçimde ikinci bir insan gibidir

seni sevmek saadeti…

Parmaklarının ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,

güneşli bir rahatlık

ve etin daveti:

kıpkızıl çizgilerle bölünmüş

sıcak

koyu bir karanlık…

 

Ne güzel şey hatırlamak seni,

yazmak sana dair

hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek:

filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,

kendisi değil

edasındaki dünya…

 

Ne güzel şey hatırlamak seni.

Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine:

bir çekmece

bir yüzük,

ve üç metre kadar ince ipek dokumalıyım.

Ve hemen

fırlayarak yerimden

penceremde demirlere yapışarak

hürriyetin sütbeyaz maviliğine

sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…

 

Ne güzel şey hatırlamak seni:

ölüm ve zafer haberleri içinden,

hapiste

ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Nazım Hikmet “Davet (Memleket)” şiiri

Dört nala gelip Uzak Asya’dan

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

ve ipek bir halıya benziyen toprak,

bu cehennem, bu cennet bizim.

 

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

yok edin insanın insana kulluğunu,

bu dâvet bizim….

 

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

bu hasret bizim…

Nazım Hikmet’in İngilizce sözleri ve Türkçe anlamları

  • “However and wherever we are, we must live as if we will never die.”

(Nasıl ve nerede olursak olalım hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak)

 

  • “And don’t forget, a prisoner’s wife must always think good thoughts.”

(Ve unutma ki daima iyi şeyler düşünmeli bir mahpusun karısı.)

 

  • “Living is no laughing matter: you must live with great seriousness like a squirrel for example – I mean without looking for something beyond and above living, I mean living must be your whole occupation.”

(Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın, bir sincap gibi mesela. Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak.)

 

  • “Being captured is beside the point, the point is not to surrender.”

(Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele!)

 

  • “My country or the stars or my youth, what’s farthest?”

(Memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak?)

 

  • “You’re my bondage and my freedom, my flesh burning like a naked summer night, you’re my country. Hazel eyes marbled green, you’re awesome, beautiful, and brave, you’re my desire always just out of reach.”

(Sen esirliğim ve hürriyetimsin, çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin, sen memleketimsin. Sen ela gözlerinde yeşil hareler; Sen büyük, güzel ve muzaffer, Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin.)

 

  • “Separation isn’t time or distance it’s the bridge between us finer than silk thread sharper than swords.”

(Ayrılık, zaman değil, yol değil. Ayrılık, aramızda bir köprü. Kıldan ince, kılıçtan keskin.)

 

  • “The most beautiful sea hasn’t been crossed yet. The most beautiful child hasn’t grown up yet. Our most beautiful days we haven’t seen yet. And the most beautiful words I wanted to tell you I haven’t said yet.”

(En güzel deniz: henüz gidilmemiş olandır. En güzel çocuk: henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür…)

 

  • “Living is no laughing matter: You must take it seriously. So much so and to such a degree that, for example, your hands tied behind your back, your back to the Wall or else in a laboratory in your white coat and safety glasses, you can die for people – even for people whose faces you’ve never seen, even though you know living is the most real, most beautiful thing.”

(Yaşamayı ciddiye alacaksın, yani o derecede, öylesine ki, mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde.)

 

  • “I mean, you must take living so seriously that even at seventy, for example, you’ll plant olive trees  and not for your children, either, but because, although you fear death you don’t believe it, because living, I mean, weighs heavier.”

(Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından.)

 

  • “Thinking of you is pretty, hopeful. It is like listening to the most beautiful song from the most beautiful voice on earth. But hope is not enough for me any more, I don’t want to listen to songs any more, I want to sing.”

(Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey. Dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey… Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum…)

 

  • “Let’s give the world to the children just for one day like a balloon in bright and striking colours to play with”

(Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar.)

 

  • “Let’s give the world to the children like a huge apple like a warm loaf of bread at least for one day let them have enough.”

(Dünyayı çocuklara verelim. Kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi. Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar)

 

  • “Children will get the world from our hands. They’ll plant immortal trees.”

(Çocuklar dünyayı alacak elimizden. Ölümsüz ağaçlar dikecekler.)

 

  • “The great humanity has hope. You can’t live without hope.”

(Umudu var büyük insanlığın. Umutsuz yaşanmıyor.)

 

  • “To live! like a tree alone and free. To live! like a forest in brotherhood/sisterhood.”

(Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine.)

 

  • “You are my drunkenness.”

(Sen benim sarhoşluğumsun.)

 

  • “I like the sound of rain more than my voice.”

(Yağmur sesini kendi sesimden çok severim.)

 

  • “Books must be wind and pull the curtains.”

(Kitaplar rüzgâr olmalı, perdeleri kaldırmalıdır.)

 

Nazım Hikmet’in özlü sözlerinin sonuna geldik. Kısa, uzun ve resimli şekilde paylaştığımız Nazım Hikmet’in romantik / meşhur sözlerini ve şiirlerini / dörtlüklerini beğendiyseniz facebook, instagram, twitter, pinterest, tumblr gibi sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilir veya whatsapp üzerinden yakınlarınıza gönderebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

three × two =